5 Ağustos 2016 Cuma

Hikâyeler Hikâyeler

Eski Demokrat Sıraya Koymuştu


Yılmaz Ateşoğlu bir kuruluşun “Halkla İlişkiler” yöneticisidir., Görevi gereği sık sık dolaşır. Her çeşit halkın arasında oturur, onlarla konuşur, eğilimlerini saptamaya çalışır. Geçenlerde bir köye gitti. Köy kahvesinde oturdu. Bu köye ilk gelişi değildi; çok tanıdıkları vardı. Hemen etrafım sardılar, sohbet başladı. Pahalılık mahalılık, zam mam, derken laf hemerı hükümete geliverdi,


Bu hükümet niye kurulmuyordu? Herkes kendine göre, siyasi meşrebine uygun yorumlar yapıyordu. Ama en ateşlisi eski Demokratlardan biriydi. Seçimlerde Demokratik Partiye oy vermişti. Ama şimdi…


“Bileğimi kessinler!” diyordu. Sadece Demokratiklere mi kızgındı? Haşa! Önüne kimin, adı sürülse ona veryansın ediyordu.


Yılmaz A. bir ara dayanamadı, “Dur yahu!” dedi.


“Biraz fren yap! Bak sana bir hikâye anlatayım. Kadın evlenince memleketten ayrılıp İstanbul”a gitmiş. Birkaç yıl sonra memleketten bir ahbabı gelmiş. Kadıncağız ahbabına eski tanıdıkları sormaya başlamış.


“Şeyler nasıl, Nermin Hanım iyi mi?”


“Ayol duymadın mı? Nermin Hanım kocasından boşandı,, şimdi barda soyunuyor!”


“Vah vah çok üzüldüm! Ya filanın karısı Perihan Hanım?*


“Aaaaa, onu da mı duymadın? Başka bir adama kaçtı!”


“Allah Allah! Peki Sultan Hanımlar ne yapıyor?”


“Aaa! Bir yaşıma daha girdim! Ayol duymadın mı? Kocası bastırdı…”


Kadıncağız aldığı her cevaptan şaşkına dönmüş ve sonunda, “Aman Mualla Hanımcığım!* demiş,


“Kusura bakma, annemi soracaktım, vazgeçtim! Aman sus!”…”


Ansiklopedi


Tokat”taki Ülkü Kitabevine bir müşteri girdi. Turhan özü-duru o sırada başka bir müşteriyle meşguldü. Yeni giren müşteri sabırsızdı, hemen sordu: “Milli Piyango bileti var mı?”


“Yok!”


Adam dışarı çıkarken ilk müşteri laf attı: “Burası kitapçı yahu, eczane mi?”


Turhan Ö.’nun o gün müşteriden yana şansı açıktı. Bir köylü vatandaş geldi: “Üçüncü sınıf kitabı var mı?”


“Hayatbilgisi mi?”


“Hayır!”


“Türkçe mi?”


“Hayır!”


“Aritmetik mi?”


“Hayır!”


Allah Allah başka üçüncü sınıf kitabı yoktu! Kala kala üçüncü sınıf ansiklopedisi kalmıştı:


“Hemşerim ansiklopedi olmasın?”


“He yahu! Adını biliyom da söylemeye utanıyom!”


Yahudi Astronot Merih’e Gitmiş


Dünyanın en büyük uçuşunu İsrail düzenlemiş. İsrail uzay aracı Merih”e gitmiş. .Bütün dünya İsrail”in bu başarısını radyo ve televizyon başında günlerce izlemiş, gazetelerde okumuş. Yahudi astronot dünyaya dönünce olağanüstü bir ilgiyle karşılanmış. Yer, yerinden oynamış. Herkes ilk defa Merih”e ayak basan Yahudi uzay adamını bağrına basmak için yarışıyormuş…


Yahudi uzay adamı önce Amerika”ya gitmiş. Amerika. Amerika olalı böyle büyük bir karşılama töreni görmemiş. Kalabalıktan seksen kişi ölmüş, üç yüz seksen kişi yaralanmış. Başkan Ford uzay adamını kabul etmiş. Yanında Kissinger de varmış. Bir süre, sağdan soldan, Ay”dan Merih”ten söz ettikten sonra, Yahudi astronot bir laf atmış ortaya: “Yarın çok önemli bir açıklama yapacağım!”


Ford la, Kissinger merak etmişler: “Nedir acaba?”


“Çok önemli ve Amerikan toplumunu çok ilgilendirecek.” Her ikisinin merakı daha artmış. Yahudi uzay adamı, “Teypleri kapayın!” demiş.


“Nixon”un başına gelen sizin de başınıza gelmesin. Söyleyeceğim şey ses bandına kaydedilmesin.”


Ford düğmeye basıp teybi kapatmış: “Buyurun söyleyin.”


“Uzayda bu kadar dolaştım, Allah”ı görmedim! Onu açıklayacağım!”


Ford Kissinger”e, “Kissinger Ford a bakmış ve ikisi birden “Aman ha!” demişler.


“Sakın böyle bir şey söyleme! Toplumun bütün düzenini bozarsın, bunca yıllık inançlar yıkılır, başımız derde girer.”


Yahudi uzay adamı kesin konuşmuş: “İmkânı yok, muhakkak söyleyeceğim!”


Anan yahşi, baban yahşi pazarlık başlamış ve sonunda Yahudi 1 milyon dolara fit olmuş…


Astronot ertesi gün Moskova”ya uçmuş. Yine aynı büyük karşılama yapılmış ve ıBrejnev”le Kosigin kendisini kabul etmiş. Onlara da aynı şeyi tekrarlamış: “Yarın, sizin Sovyet toplumunu ilgilendiren çok önemli bir açıklama yapacağım.”


Onlar da merak etmiş: “Acaba ne diyeceksiniz?”


“Uzayda Allah”ı gördüğümü söyleyeceğim!”


“Aman etme eyleme! Bütün düzeni bozarsın, bunca yılın İnançları tersyüz olur, başımız derde girer.”


“Mecburum söyleyeceğim.”


Yine anan yahşi, baban yahşi pazarlık başlamış ve Yahudi astronot onlardan da 1 milyon rubleyi koparmış…


Astronot bir süre sonra, tekrar Amerika”ya gitmiş ve Ford”la görüşmek istediğini bildirmiş. Başkan Ford, uzay adamını Beyaz Sarayda kabul etmiş: “Bir isteğiniz mi var?”


“Evet, yarın çok Önemli bir açıklama yapacağım da, size haber vereyim dedim,”


Ford bozulur gibi olmuş: “Yine ne diyeceksiniz?”


“Uzayda Allah’ ı gördüm onu söyleyeceğim.”


“İyi, söyleyin, biz bundan memnun oluruz.”


Yahudi astronot gülmüş: “Ama benim gördüğüm Allah zenciydi de…”


Şu Televizyonda Meşhur Olanlar


Aynı muhitte doğmuş, büyümüş, aynı okullara gitmiş ve liseyi birlikte bitirmişlerdi. Biri üniversite sıralarında, diploma peşinde koşarken, diğeri kısa yoldan zengin olmanın yolunu bulmuştu. Diploma peşinde koşan aybaşını nasıl getireceğini hesaplarken diğeri parayı nasıl harcayacağım bilmiyordu. Zengin olan her görüşünde eski arkadaşını evine davet ediyordu. O ise her seferinde bir bahane bulup atlatıyordu. Nihayet atlatamayacak hale geldi. Arkadaşı telefon etti:


“Bak artık bahane dinlemem. Akşam daireye şoförümü yollayacağım. Seni alıp bize getirecek. Ayıp yahu! Bunca yıllık arkadaşız. Çocukluğumuz, gençliğimiz birlikte geçti, ye günlerdi onlar. Bir iki kadeh içip eski günleri yad ederiz. Bizim hanım da seni çok merak ediyor. Muhakkak tanışmak istiyor.”


Çaresiz kalıp, yakalanmıştı. Daha eve girer girmez rahatsız oldu. Uşak paltosuna öyle saldırmıştı kil Her köşeden bir görmemişlik akıyordu. Yemeğe oturuldu. “Ye!” diyordu arkadaşı: “Bu rokfor peynirini senin İçin aldım.”


“Salam halis Macardır!”


“Havyara laf istemem!”


“Bunların hepsini senin için aldım. Yemezsen kırılırım!”


Hem yemek yeniyor, hem de oradan buradan konuşuluyordu. Bir ara televizyona gözü takıldı. Leonardo da Vinci oynuyordu.


Arkadaşı nasıl zengin olduğunu anlatıyor, o ise yarım kulak dinleyip televizyonu seyrediyordu. Birden arkadaşının karısı ayağa kalktı: “Aman, şu televizyon da Leonardo da Vinci”yi fneşhur etti gitti!”


Dedi ve “çat” diye televizyonu kapattı.