29 Şubat 2016 Pazartesi

Hidrojenleşme, Hidrokarbonlar, Hidrometre ve Hidrosfer

Hidrojenleşme


Kimyada, bir bileşiğin yapısına hidrojen katrna tşîdir. Hidrojen katılması daha çok karbon atomuna yapılır, karbonun birbiriyle veya başka bir cins âîomla dian çift bağlı durumu bozulur, tek bağla eski bağlantısını devam ettirirken koparı Öteki bağların ucuna hidrojen bağlanır.


Formül organik bir bileşiğin yapı formülüdür; organik bileşiklerde bulurlar) elamanların birleşme lira ve; şekillerini gösterir.


Organik kimyada hidrojenleşmeye çok çeşitli bileşikler elde edilir. Bunlardan bazıları şunlardır: İtilandan atan; iletilenden atilin, ondan da otan; aldehit ve ketonlardan alkoller; nitro bileşiklerinden aminler; benzenden çiklo benzen; naftalinden tetrelin, ondan da «dikelin; fenolden çiklo heksenol ve çiklo hekienon. Hidrojenleşmenin endüstride kullanılış yerlerinden en Önemlileri benzin ve margarin endüstrileridir.


Kömürden Benzin


Benzin elde edilmesi için kömür tozu, bezi ağır yağlarla karıştırılarak, 200-300 atmosfer basınç altında, 460 derece sıcaklıkta hidrojenle sıvı fazda karşılaştırılarak parçalanır. Bu sırada çoğu orta, pek azı hafif yağlar elde edilir. Bundan sonra hafif ve orta yeğler sabit katalizörler üzerinden gaz fazında olmak üzere 200-300 atmosfer baskı ve 420 derece sıcaklıkta yeniden parçalanır. Bu şekilde % 30-70 arası verimli benzin elde edilir. Burada kullanılan uygun katalizörler volfram ve mobilden sülfürlerdir, Bu usul Alman kimyacısı Bergiuı’ un adını taşır.


Bitkisel Yağların Katileştirilmesi


Bugün besin endüstrisinde margorrn yapımı Önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Eskiden yağ İhtiyacı hayvansal, az bir kısım da bitkisel yeğlerle karşılanırken daha sonra çoğalan insan kütlelerine hayvansal yağlar yetişmemiş,. sindirim sistemimize daha uygun olan bitkisel .yağlar yapılmıştır. Bitkilerden sıvı halde çıkarılan yağların tatları hayvansal katı yağlardan çok farklıdır. Bu sıvı yağlar hîdrojenleşmeyle katılaştırılır, bazı bileşikler, vitaminler, aklanarak hayvansal yağlardan tereyağı ve benzeri yağların oluşumunda kullanılır.


Margarin yapımında an çok kullanılan yağlar ayçiçeği, pamuk, soya, zeytin yağlandır. Yağlar raflriasyondan sonra Özel baskı kazanlarında ya 1/10.000 oranında palladyum siyahı ya da 1/100 oranında nikel katalizör yarcjımiyle hldrojenieştlrilir, Kazanlar dıştan buharla 125-200° ya ısıtılmıştır. Baskı 5-7 atmosfer arasıdır. Bıfçok kazanlar bir sırada bir batarya teşkil ederler. Yağ ve katalizör karışımı sırasıyla bataryayı dolaşır, çıkışta yağın kadar hidrojen aldığı yolda bulunur. Sonra yağ filtre preslerden süzülerek katalizörden ayrılır, 600° ye ısıtılarak tazelenir« Bu şekilde 80° da eriyen katı yağ ( hidra} önleştirilmiş yağ) elde edilir. Çeşitli adlarla satılan margarin bu yağdan yapılır (Bk, Margarin),


Hidrokarbonlar


Karbonla hidrojenin çeşitli biçimlerde, belirli Oranlarda birleşmesinden doğan bileşiklerdir. Organik kimyada bileşikler yapılarına göre zincirli  alifatike «halkalı» (aromatik ) okriek üzere ikiayrıldığına göre hidrokarbonlar da «alifatik» ve «aromatik» olmak ürere ikiye ayrılır,


1- Alifatik Hidrokarbonlar: Karbonların blrblrlyle birleşmelinden doğan bileşik İskeleti ya düz zincir biçiminde, ya da dallanmış bir durumdadır. İskelette karbonlar arası bağlantılar tek bağla olduğu zaman meydana gelen bileşiklere «parafinler» denir. Parafin, Lâtince, «İlgisi az» anlamına gelir. Parafinlerden başka bileşikler türetmek güçtür, çünkü tepki hızları azdır. En basit hidrokarbon metandır. Bu dizi ethan, propan, bütan şeklinde devam eder.


2- Aromatik Hidrokarbonlar: En basit üyesi «benzen» dır. (Almanlar buna «benzol» derler. «Ol» hecesi alkollere alt olduğu İçin benzen adı uluslararası adlandırma sistemi İçin daha uygun görülmüştür.) Aromatik kimyada bütün bileşikler basit hidrokarbonlarından türar. Halkalı olduğu halde alifatik sistemden sayılan bileşiklere «eliçiklik» denir.


Bütün hidrokarbonlar tabiatta petrolde bulunurlar. Çeşitli bölge parafinlerinin özellikleri başka başkadır. Amerikan patrollerl normal parafinlerle ise parafinlerden meydana geldiği halde, Kafkas ye Asya petrolleri çiklo parafinler (naftenler)den meydana gelmiştir. Romanya petrolleri ise Amerika ve Kafkas petrolleri orasında bir bileşimler karışımıdır.


Hidrometre


Sıvıların özgül ağırlığını ölçmek İçin kullanılan bir araçtır. İçi boş, cam bir tüptür. Altında ağırlık vardır; üst yeni da bölüntülüdür. Hangi özgül ağırlığı ölçülmek, isteniyorsa hidrometre o sıvının içine bırakılır. Arkhimldes Kanunu’na uyarak taşırdığı, ya da yer değiştirdiği sıvının ağırlığı kendi ağırlığına eşit oluncaya keder sıvının içine batar. İki ağırlığın tam eşit olduğu noktada .sıvı İçinde dengede durur. Bu ende sıvının üst yüzeyi hizasına gelen bölüntü değeri bize doğrudan doğruya sıvının özgül ağırlığını gösterir.


Hidrosfer


[Suküre]  dünyanın kısımlarından biridir, denizlerin meydana getirdiği su küresi bu adla anılır. Yeryüzünde litosfer (taşküre) den daha çok yer kaplar. Atmosferin nasıl çeşitli yüksekliklerde sıcaklığı, yoğunluğu değişikse, hidrosferin de değişiktir. Derinliklerine inildikçe suyun soğukluğu arter. Sular derinleştikçe basıncın da arttığı bilinen bir gerçektir.


Yalnız, hidrosferin klmyasaf bileşimi sıcaklıkla, basınçla değişmez; ,ançek suyun tuzlu, tatlı olmasına göre değişir. Göl ve ır mek sulan tatlıdır. Bunlar hidrojen, oksijen ve başka elamanlardan meydana gelir. Bu elemanların ehil, suyun bulunduğu çevredeki toprakların, kayaların yapısına bağlıdır. Tuzlu sular İse denizleri meydana getirir, Bazı göller de tuzludur. Bu sularda hidrojenden, sodyumdan başka tuz (sodyum klorür) de bulunur. Tuzlu sularda ayrıca büyük ölçüde magnezyum, potasyum, kalsiyum vs, vardır. Pek az miktarda altın, gümüş ve radyuma da raslanır.


 


 

3 Şubat 2016 Çarşamba

Tarihte Garip Yasaklarla “Çarşı Hamamlarındaki Gayrimüslimler”

Tanzimat’a kadar memleketimizde tatbik edilmiş eski yasaklardan garip, garip olduğu kadar da hazin ve tuhaflarından biri de, çarşı hamamlarına giden gayrimüslimlerin nalın giymekten men edilmiş olmalarıdır. Her nedense, hamama giren gayrimüslimlerin Müslümanlardan ayırt edilmesi düşünülmüş, gayrimüslimlerin nalımsız dolaşmaları münasip görülmüş fakat Müslümanların da ayaklarından nalım bırakabileceklerine göre, bu da kâfi görülmemiş, bu hamam yasağına bir garip madde daha ilave edilmiş, gayrimüslimlere verilecek peştamallara, alameti farika olarak birer demir halka takılmıştır. Aşağıdaki satırlar Sultan İbrahim’in ilk saltanat yıllarında, 1640 (hicri 1050) senesinde tanzim edilmiş bir narh defterinden alınmıştır ki zamanımızdan üç buçuk asır evvelki büyük şehir hayatında, bir çarşı hamamında, hamamcı ve hamam müstahdemlerinin riayet etmeleri gereken nizamı göstermesi, yukarıda kaydettiğimiz yasaklan belirtmesi, hülasa cemiyet ilmi ve tarih bakımından çok kıymetlidir:


“Hamama gusl için girenden bir akçe alına, kise sürünüp tıraş olandan iki akçe alma. Hamamcıya mürüvveten ziyade viren_jed-dolunmaz. Müşteri mürüvveten dellak ve natıra akçe verdikte hamamcı ücretini yine verir. Müşteri, bilhassa fukara ve diyar garipleri misafirler mürüvveten akçe vermedikçe dellak ve natır akçe talep etmeyeler. Dellak müşteriyi tıraş ettikte boynuna peştamal tuta ki teri üzerine akmaya. Müşteriye riayet olunup pak ve kuru peştemal ve silecek verile. Dellak ve natır ibrişim peştamal istimal edeler. Müşteri murat edindiği dellakı istihdam eyleye. Dellak ve natır, müşteri çıktıkça (bahşiş için) müşteriyi göz hapsine almayalar. Kefere peştamal ve silecek kurutulan kafes yanında soyunup kefereye nalın verilmeye, peştamallara halka alamet konula.


Kefere için halvetten taşra mahsus kuma olup Müslümanlara zahmet vermeyeler ve halvete girmeyeler. Keferinin avreti dahi erleri gibi Müslüman avretlerinden seçilip en aşağı yerde soyunup kumaları dahi ayn ola.” XVm. asır başlarında III. Ahmed zamanında sadrazamlığa kadar yükselmiş ve garabetleri, tafrafüruşluğuyla tanınmış vezirlerden Kalaylıkoz Ahmed Paşa, gayrimüslimler hakkındaki bu hamam yasağma pek gülünç bir ilavede bulunmuştu, şöyle ki, gayrimüslimlerin peştamallarına takılan demir halkaları kâfi bir alameti farika görmemiş, halka yerine, gayrimüslimlere verilecek peştamallara birer küçük çıngırak bağlatmıştı.